YEDİ DEVLET TEK BAYRAK
M.S 670 yılında Arapların yaptığı soykırımın ardından hem toplumsal, hem sosyolojik, hem kültürel, hem devlet yönetiminde çok büyük kayıplara ve çöküntülere neden oldu. O tarihten sonra Türkler bir araya gelemediler. O dönemden sonra kurulan devletler Türk birliğini sağlayamadılar. Ne var ki Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk adıyla ikinci Türk devletini kurana kadar. 740 yılında yıkılan Türk birliği ardından kurulan devletlerde Türkler etkin olamadılar. Türkleri diz çöktüren en büyük olay Müslümanlık adı altında Arap kültürü ve yaşam biçimini hırçın bir biçimde sürdürülmeleridir. Türkleri bir arada tutacak olan Mete Han gibi, Bumin Kağan gibi, Fatih Sultan Mehmet gibi Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk olmakla sağlanabilir. Türk milletini uyandırmak için ayağındaki Arap kültürü prangasından kurtarmak gerekmektedir. Bu aydınlanmanın akıl ve bilimin önündeki en büyük engeldir. Türk yaşam biçimiyle tarihin hiçbir evresinde de uyum sağlanamamıştır. Ancak toplum üzerinde bin iki yüz yıldır sürdürülen baskı sonucunda Türk milleti sindirilmiş durumdadır.” Din Türkleri bir araya getiren bir etmen olmadığı gibi ayrıştıran ve bir birine yabancılaştıran bir unsur olmuştur. Türkler Müslümanlığın yanında İsevi, Musevi, Budist gibi inançlarıyla, mezheplerle birbirlerinden ayrı kalmışlardır. Bilge Kağan Budizm’i din olarak benimsediği kurultayda bu fikre karşı çıkılmıştır. Gerekçe olarak Türkler dinamik bir millettir Budizm ise miskin insanlar içindir diye görüş bildirmişlerdir.
Türkler Müslüman olduktan sonrada birçok devlet kurmuşlardır, savaşlarda zafer kazanmışlardır. Kimi Arap milliyetçileri Türkleri İslam’ın kılıcı diye atfetmişlerdir. Türkleri bir arada tutan asıl bellek genetik kodlarındaki töresinden ve kültünden kaynaklanmaktadır. İşte bütün dünya bu gerçeği bildiği için Türkleri bir Ortadoğu halkı gibi lanse etmek ve Türk toplumunu da böyle bir algıyla kültürlemek istemekte, asimile etmeye çalışmaktadır. Bu günlerde milliyetçilik akımlarının yeniden canlandığı, özellikle Orta Asya Türklerinin kendisini bulduğu, Türk gençliğinin bilinçlendiği, birliğimiz bozan unsurları tanıdığı günümüzde öze dönme istenci gözle görülür düzeyde artmaktadır. Bu gün yaşayan yedi devletteki Türk gençliği bu birliği kotaracak gibi durmaktadır ve bu yedi devletteki gençliğin yönü TÜRKİYEDİR. Bu gün bu birlikteliğe rehber olacak siyasetçilere daha çok ihtiyaç vardır. Ay yıldızlı al bayrak bu gençleri bir arada tutacak en güçlü semboldür. Yaşayan yedi devletin her birinin ayrı ayrı bayrakları vardır. Ancak ay yıldızlı al bayrak için bizim bayrağımız vurgusu çok önemlidir. Orta Asya Türklerini bir araya getirecek kült bu olmalıdır.
Bütün oynanan oyunlar Türklerin yeniden özüne dönmesini ve birleşmesini engellemeye yönelik sinsi planlarda gizlidir. Orta Asya’nın bir Türk yurdu olduğunu eninde sonunda bu birlikteliği sağlayacağı emperyalizm tarafından bilinmektedir. Bunu dillendirmeye bile cesaret edememektedirler. Bu birlikteliğin öncüsünün Türkiye olacağı bilindiği için Türkiye’yi Orta Asya’dan soyutlamak ve bir Orta Doğu milleti yapma gayreti güdülmektedir. Sünni İslam propagandası bunun için yapılmaktadır, Türkleri Araplaştırmaya çalışmak bu yüzdendir. Okullarımızda okutulan tüme varım metodunun kodları burada gizlidir. Bireyselleştirilmiş eğitim metoduyla bölünme ve parçalanmanın zihni yapılandırılmasıdır. Tümden gelim metodu bütünü gören, birliği savunan, ortak değerleri önemseyen yurt, ulus, millet, bayrak kavramlarının kaynağıdır.
Bu gün Orta Asya Türk devletlerinde gençler internet kullanmakta ve bu gençler bir bireyiyle iletişim kurma aşamasındadır. Artık bu gençler tarihini okumakta ve araştırmaktadır. Ne yazık ki emperyalizm de kimi halklara yeni bir tarih yazma ve tarihi gerçekleri saptırmaya çalışmaktadır. O nedenle Türkiye Cumhuriyetinin aydın gençlerine ihtiyaç vardır yedi devletin gençlerini ay yıldızlı al bayrak altında toplamak için üstümüze düşen tarihi sorumluluğu yerine getirelim.
Salim DOĞAN 15 Şubat 2026