15 Şubat 2026 Pazar


01:01   TALAT DINÇER’E ÇIFTE STRATEJIK GÖREV: PARTI YÖNETIMI VE ADAY OFISINDE KRITIK ROL   18:10   2021 TÜM EMEKLILER SENDIKASı MERSIN’DEN İKTIDARA SERT MESAJ: “EMEKLILIK SOSYAL HAKTıR, SADAKA DEĞIL!”   17:18   CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN’ıN AÇıLıŞA KATıLDıĞı BOĞAZIÇI ÜNIVERSITESI’NDE OLAĞANÜSTÜ GÜVENLIK ÖNLEMLERI...   17:15   CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN: "ÜNIVERSITELERI IDEOLOJILERININ ARKA BAHÇESI OLARAK GÖRENLER, IMTIYAZLARıNı KAYBETMEK ISTEMIYOR"   17:14   CHP’DEN VERGI YASASıNA AYM BAŞVURUSU... GÖKHAN GÜNAYDıN: “ADı HARÇ AMA HARAÇ”   17:12   HALK TV’NIN “BILIRKIŞI DAVASı”… ZORLA GETIRME KARARı BULUNAN BILIRKIŞININ IFADESI DURUŞMADAN ÖNCE ALıNDı, AVUKATLAR REDDI HAKIM TALEBINDE BULUNDU   15:58   ÖZGÜR ÖZEL, ŞEHIT VE GAZI DERNEKLERI TEMSILCILERI ILE BIR ARAYA GELDI   15:57   KREMLIN: UKRAYNA-RUSYA SAVAŞıNA ILIŞKIN YENI MÜZAKERE TURU 17-18 ŞUBAT’TA CENEVRE’DE YAPıLACAK   15:55   DİSK: “İŞÇI SıNıFı, ÖRGÜTSÜZ KALDıĞıNDA SADECE IŞIMIZ, AŞıMıZ, EKMEĞIMIZ DEĞIL DEMOKRASIMIZ DE TEHDITLERE KARŞı SAVUNMASıZ KALMAKTADıR"   15:49   İLIÇ MADEN FACIASıNıN 2’NCI YıLı...ÖZGÜR ÖZEL: BU ÜLKEDE HIÇBIR EMEKÇININ ÖLÜMÜ ’KADER’ DEĞIL   01:50   KANSERLE MÜCADELE EDEN ON BINLERCE AILEYE 12 AY BOYUNCA PROTEIN DESTEĞI   16:43   AYM, BOĞAZIÇI ÜNIVERSITESI REKTÖRÜ’NÜN, PROTESTOCU ÖĞRENCILER IÇIN ALDıRDıĞı TEDBIR NEDENIYLE IHLAL KARARı VERDI   16:42   MERIÇ KAHRAMAN’DAN DÜN CEZAEVINDEN HASTANEYE KALDıRıLAN EŞI TAYFUN KAHRAMAN IÇIN ÇAĞRı: "SADECE ADALET ISTIYORUZ"   16:41   CHP’LI YANıKÖMEROĞLU: "BOĞAZ KÖPRÜLERI, TICARI BIRER VARLıK DEĞIL, ÜLKENIN CAN DAMARLARıDıR"   16:40   CEM AYDıN’DAN “AKıN GÜRLEK” DAVASı SONRASı AÇıKLAMA: “ÜLKEMIZIN GENÇLIĞINI DOĞRUDAN HEDEF ALAN, GÖZDAĞı VERMEYE ÇALıŞıLAN BIR DAVADıR”   10:57   AKMİB’DEN 423 MILYON DOLARLıK OCAK ATAĞı: DEĞER ODAKLı İHRACAT STRATEJISI VE MIAMI ÇıKARMASı   10:40   24 KILOMETRELIK YOL 90 LIRA! CHP’LI GÜLCAN KıŞ: “MERSIN–TARSUS OTOYOLU’NDA ALıNAN ÜCRET SOYGUNDUR”   09:25   MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN SILIFKE’YE GELECEK YATıRıMı: ÜCRETSIZ ÇOCUK KAMPÜSÜ YOĞUN İLGI GÖRÜYOR   08:52   YUMURTALıK’TA OKUL KANTINLERINE SıKı DENETIM: BAŞKAN ALTıOK’TAN NET MESAJ — “ÇOCUKLARıMıZıN SAĞLıĞı KıRMıZı ÇIZGIMIZ”   02:17   BAŞKAN PALAMUT’TAN KıRSAL KALKıNMA HAMLESINE TAM DESTEK: “KÖYÜMÜZ ATÖLYE, ÜRETIMIN VE DAYANıŞMANıN MERKEZI OLACAK”  
 
     
 
 
image

Okunma : 83  Tarih : 14.02.2026  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan  Kara.

Sen Küçüksün, Ölemezsin

“SEN KÜÇÜKSÜN ÖLEMEZSİN”
  Rahmetli kardeşim, İstanbul Devlet Konservatuarı'nın ilk öğrencilerindendi. O dönemde ben de İstanbul'da olduğum için, sık sık okuluna uğrardım. O ziyaretlerimde -zaman zaman- 13-14  yaşlarında, bıcır bıcır bir kızın bağlama çalışına da, tanık olurdum.
  Kardeşim, 31 Ağustos 1978'de katledildiği için, o kız çocuğunu, senelerce görmedim
  Aradan yıllar geçtikten sonra, o çocuk bir genç kız olmuş ve televizyonda, bağlama çalıp türkü söylüyordu. Adının, Nuray Hafiftaş olduğunu o gün öğrendim. Bir anda kardeşimi görmüş gibi mutlu oldum ve sevinç gözyaşlarımı tutamadım.
  Daha sonra sevinç gözyaşlarıma, kardeşimi kaybetmenin hüznü karışsa da sevgili Nuray Hafiftaş’ı dinledikçe, onun başarısını, kardeşimin başarısı gibi gördüğüm için çok mutlu oldum. 
  Nuray Hafiftaş'ı ve kardeşimin okul arkadaşlarını, yıllarca mutlulukla izledim, dinledim.
  Çocukluğunda canlı olarak gördüğüm, o bıcır bıcır kızın, aramızdan ayrıldığını öğrenince, kardeşimin acısını yeniden yaşadım sanki. Hem değerli bir sanatçıyı, hem de kardeşimin kokusunu taşıdığına inandığım birini kaybettim çünkü. 
  Önce, sevgili Nuray Hafiftaş'ın söylediği "Sen Küçüksün Ölemezsin" türküsünü kulaklarımda hissettim. Sonra, bilinçli olmadan, o türküyü söylemeye başladım. O benim için hala, konservatuardaki, bıcır bıcır kız çocuğuydu ve ölemezdi çünkü. 
  Daha sonra da "Mekanın cennet olsun, bağlama çalışına hayran kaldığım çocuk. Senin arkadaşın, benim kardeşim olan İsmail Kara'ya selam söyle. Bulunduğun yer cennet, yattığın yer aydınlık ve rahat olsun. Sana rahmet, tüm sevenlerine sabır ve dayanma gücü dilerim" diye mırıldanabildim.
  Aynı anda, kardeşimin acısı, yüreğimde ve düşüncelerimde, en yoğun haliyle yeniden dirildi.
  Kardeşimi, 17 yaşındaki toprağa verdiğimde, "Yanar içim, göynür özüm" durumunu fazlasıyla yaşadığım için, Yunus Emre'nin "Yiğit iken ölenlere/Gök ekini biçmiş gibi" dizeleri hiç aklımdan çıkmadı. Hala "Yanar içim, göynür özüm" 
  Kardeşimin acısı, onun arkadaşının acısıyla birleşince, yeniden yıllar öncesine gittim.
  Kardeşimi kaybettikten bir kaç yıl sonra, -az önce de değindiğim gibi- bir gün televizyonu açtığımda, gencecik bir kız, bağlama çalıp türkü söylüyordu. Kıza, dikkatlice bakınca; yıllar önce kardeşimin okulunda gördüğüm, bağlama çalan güzel gözlü kız olduğunu anladım. Gözleri ve bağlamaya dokunuşundaki içtenliği hiç değişmemişti çünkü.
  Nuray Hafiftaş'a, baktıkça ve onu dinledikçe; kardeşimi görüp onun bağlamasını ve türkülerini dinlermiş gibi mutlu oldum.
  Bir anda, 1970li yıllara gittiğimi fark ettim. Önce kardeşimi, yeniden kaybettim. Sonra, kardeşimle okuyan birinin daha sanatçı olduğunu gördüğüm için çok mutlu oldum.
  Daha sonraki yıllarda, sevgili Nuray Hafiftaş "Sen Küçüksün Ölemezsin" türküsünü söylemeye başladı. Türküyü her dinlediğimde; kardeşimin, aramızdan çok erken ayrılışını anımsar üzülürdüm. Genellikle de ağlardım. Nuray Hafiftaş'ın aramızdan ayrıldığını öğrenince gene ağladım ama bu kez iki kardeşini birden kaybetmiş biri gibi ağladım. 
  Hem de, aradan yıllar geçtiği için beni görse, büyük ihtimalle anımsayamayacak birinin arkasından ağladım. O giderken, kardeşimi tanıyan birinin daha gittiğini düşündüm ve "Kardeşimin arkadaşı da, benim kardeşimdir" diyerek kardeş acısıyla ağladım. 
  Kardeşimle, Nuray Hafiftaş'ın ortak arkadaşlarını anımsadım ve onların acısını da ortak oldum.
  O anda, okul arkadaşlarından Özcan Turan, –acı haberle ilgili- facebooktaki paylaşımıma, şöyle bir yorum yaptı: “Ne yazık ki bir bir eksiliyoruz. Başı çeken İsmail oldu. Ömrünün baharında kıymışlardı ona. Sonra yine kaybettiklerimiz oldu, çeşitli nedenlerle. Veeee, bugün de Nuray’ımızı kaybettik. Çok acı. Nuray bizden küçüktü. Onu kantinde ve okulun merdivenlerinde elinde bağlamasıyla anımsıyorum. Neden bilmem, bakışlarına hep bir hüzün görürdüm. Çok genç öldü. Ailesi nasıl dayanacak, bu acıya?”
  Gerçekten “Ailesi başta olmak üzere dost ve arkadaşları, nasıl dayanacak bu acıya?”
  Okul arkadaşları, kardeşim aramızdan alındığında “Unutmadık, unutamadık İsmail’i /Kızıl bir tomurcuk gibi kanıyor/ Yokluğu yüreğimizde/ Sesi, türkülerimizde/ Bağlamalarımızda eli” dizeleri bulunan bir bildiri dağıtmışlardı.
  Aynı insanların; sevgili Nuray Hafiftaş’ı da unutamadıklarını, unutamayacaklarını, yokluğunun yüreklerinde kızıl bir tomurcuk gibi kanadığını, sesinin türkülerinde, elinin bağlamalarında olduğunu düşündüm.
  Sonra, sevgili Nuray Hafiftaş'a "Sen de küçüksün be çocuk. Sen de ölemezsin" dedim. Hem de duymadığını, duyamayacağını bile bile.
  Daha sonra elimden, kardeşimin kalan arkadaşlarına; sağlıklı ve mutlu uzun ömürler dilemekten başka bir şey gelmediğini düşündüm. Azrail bana, yapabileceğim başka bir şey bırakmadı çünkü.(14.02.2018)


      




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 







  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
  YAZARLAR
 


 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
altioksiyaset.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA