Anneler, babalar, nineler, dedeler vardı…
Her birinin yaşama dair umutları, yarım kalan hayalleri vardı…
Uyanıp kaçamadılar, kuş olup uçamadan aramızdan ayrıldılar…
6 Şubat gecesi yalnızca şehirler yıkılmadı; milyonlarca insanın içindeki güven duygusu da enkaz altında kaldı. O gece saatler durdu, umutlar sustu, sabah ise başka bir Türkiye’ye uyandık.
O günden sonra hiçbirimiz aynı kalmadık. Kimi evini, kimi sevdiklerini, kimi çocukluğunu, kimi de geleceğe dair inancını kaybetti.
Sokaklar, mahalleler ve hayatlar bir gecede yok oldu; anılar enkaz altında kaldı.
Aradan geçen zamana rağmen acı dinmedi. Çünkü kayıp sadece rakamlardan ibaret değildi; her biri bir hikâye, bir aile, bir yaşam demekti.
Okula gidemeyen çocuklar, evine dönemeyen anne babalar, bayram sofralarında eksik kalan sandalyeler…
Bugün, yıl dönümünde, yalnızca kaybettiklerimizi anmak yetmez. Aynı acıları bir daha yaşamamak için hatırlamak zorundayız.
Unutursak, ders almazsak, önlem almazsak; kaybettiklerimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmayız.
Deprem bir doğa gerçeği.
Ama felaket, ihmallerle büyüyor.
Bu yüzden anmak kadar, sorgulamak ve daha güvenli bir gelecek kurmak da hepimizin görevi.
6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anıyorum.
Unutmadık, unutturmayacağız.